Erdoğdu-10 Bir bakış ....

Bir bakış ....

Bir bakış son durak Musalla Taşından;
Bu tarafa, Köye ve Dünya hayatına....

Ve bir başka bakış ....

Bir başka bakış, yine son durak Musalla Taşından ;
Öbür tarafa, Kabristana ve Ahiret hayatına....
Ağustos-2008
HER ŞEY BİR ANLIK
Evet her şey bir anlık.Göz kapaklarımızın açılıp kapanmasıyla biten, tükenen hayat ve umutlar...Oysa öyle mi başlıyoruz hayata...Önümüzdeki günlerin hesabını yaparken ne kadar güzel ve engin düşünüyoruz.Sevinçlerimizle coşup, eğlenip haykırıyoruz.Üzüntülerimizle, ağlayıp, sızlıyor, hayata kahrediyoruz.Bir hayat bu.Böyle gelmiş böyle gidiyor.Ufacık şeylerin üzerinde durmak, kafaya takmak, hayatımızdan kaç yıl alıp götürüyor biliyor musunuz?Elde değil ama bazı şeyler...Üzülmemek elde mi?Sevinmemek elde mi?Hayatın içinde bir sağa, bir sola yuvarlanıp gitmek...Ve bunun adı da, yaşamak.Oysa hiçbir şeyi kafaya takmadan, sadece mutluluğu düşünerek yaşamak varya...O yürekte olup, o tarzı kendime felsefe edip yaşamayı, o kadar çok isterdim ki...Hayata nasıl bakayım derim kendi kendime..Acımasız mı olmalıyım?Yoksa vicdansız mı olmalıyım?Yoksa yufka yürekli olup ağlayanla ağlayıp, üzülenle üzülmeli miyim?Ve yaşadığım sürece üzülen hep ben oldum sonunda...Bu böyledir ama...Oysa ki hayat ne kadar kısa...Nedendir bu insanların kavgası ve nedendir bu hırs, kin, husumet...Sabah yataktan kalktığınızda ve evden işe gittiğinizde, akşam eve dönebileceğinizi düşünürsünüz. Böyle de olması olası ve doğaldır.Ya bir gün dönemezseniz.Ya bir gün aklınızın ucundan geçirmediğiniz ölüm sizi alıp götürürse bu dünyadan.Hiç düşünür müsünüz acaba, akşama olmayacağınızı...Umutlarınızın dağılıp, yok olacağını düşünürmüsünüz.Uzun vadeli işler yapıp, hayatınızı devam ettirmeyi amaçlarsınız.Böyle de olması gerekmektedir.Bir gün bir yerde karşılaşacağınız bir olumsuzlukla hayata yumuveririsiniz gözlerinizi...Yaptıklarınız yanınıza kar da kalmaz, eğer diğer tarafa bir hazırlığınız yoksa.Sorumluklarınızı bilip, sorumluluklarınızla yaşamayı öğrenip, kafaya hiç bir şeyi takmamayı da öğrenmelisiniz.Bir pamuk ipliği mi ömrümüz?Evet, belki de daha ince bir hayat ipi...Dünya’ya gelirken, acı çekeceğinizi düşünürsünüz.Bu acılara alışabilmenin çığlıdır, gözyaşlarıdır o ağlamak.Bir tokadın suratımıza değil, yüreğimize indiği gün ağlamak ne kelime, yıkılırsınız.Sabahın ilk ışıklarında aradığınız o mutlulukları, gecenin karanlığına taşıdığınız zaman, yolunuzu yarılamışsınızdır.O sabahın ilk ışıklarındaki huzur, güven ve tazelik ruhunuzu sardığı vakit, sevgiyi de bulacak, dostluğu yakalayacak, en önemlisi hayata bağlanacaksınız.Böyle düşünürüz de, böyle yaparmıyız...Maddiyat girmiştir sevgilerin yerine, insanların arasına...O bozmuştur bizi vesselam...Bir gün unutursak maddiyatı... ve yakalarsak bir gün o maneviyatın sıcak soluğunu, aşacağız da bazı şeyleri...Öyle zor ki...Tutun sevdiğinizin elini... Sıcaklığı hissedin içinizde... ona sarılın, hem de sımsıkı... Bir gün olmayacağını düşünerek sarılın, sarılın...Hayatın pamuk ipliği bölümleri gelsin aklınıza...Ve göçüp gittiğinizde veya gittiğinde küs kalabileceğinizi düşünün...Ve öyle bakın sevdiklerinize...Sarmaş dolaş iki saniye değil, ömür boyu durun... Dünya’nın durmasını değil, ayaklarınızın üzerinde sağlam basabilmeyi, durabilmeyi hedef edinin kendinize...Sakın haa! Lütfen hiçbir şeyi kafanıza takıp, hayatınızın körelmesine müsaade etmeyin.Ne kadar üzülebilirsiniz ki?Sonuç ne olabilir ki?Her şey vardığı yere o kadar güzel varıyor ki.Üzülüyor musunuz? Üzüldüğünüzle kalıyorsunuz.“İnsan sevmek, doğa sevmek, yar sevmek... Ben kuşları da severim.”Sevmek ibadet gibi... Her şeyi sevmek, sevebilmek...Bir gün mutlaka bu sevgiyi bulacağız.
Bir gün mutlaka...

Hiç yorum yok: